← Geri

Zeyneb'in Dev Ayçiçeği

Küçük Zeyneb, dedesinin bahçesinde kendi ayçiçeğini yetiştirmeye karar verir. Sabırla ve büyük bir emekle bitkisine bakarken, doğanın zorluklarına karşı koymayı öğrenir. Sonunda emeğinin karşılığını kocaman, sapsarı bir çiçekle alır.

Zeyneb, her sabah dedesinin rengarenk bahçesinde koşmayı çok severdi. Kahverengi dalgalı saçları rüzgarda uçuşurken çiçeklerin kokusunu içine çekerdi. Bahçedeki her bitkinin bir hikayesi olduğunu düşünürdü. Bir gün, kendisi de özel bir şey yetiştirmek istedi. Dedesi ona avucunun içine sığan küçücük bir ayçiçeği tohumu verdi.

Zeyneb elindeki küçük tohuma uzun uzun baktı. Bu küçücük şeyin nasıl kocaman bir çiçeğe dönüşeceğine inanamıyordu. Bahçenin en güneşli köşesinde uygun bir yer aradı. Toprak yumuşak ve nemli görünüyordu. Kendi küçük macerasına başlamak için çok heyecanlıydı.

Küçük elleriyle toprağa minik bir çukur kazdı. Tohumu nazikçe yerleştirdi ve üzerini yumuşak toprakla örttü. Ona can suyu vermek için küçük pembe sulama kabını getirdi. Suyu dökerken tohumuna fısıldayarak iyi uykular diledi. Artık büyük bekleme süreci resmen başlamıştı.

Her sabah uyandığında ilk iş bahçeye koşuyordu. Ancak günlerce topraktan hiçbir şey çıkmadı. Zeyneb bazen tohumun orada yalnız hissedip hissetmediğini merak ediyordu. Toprağın yanına oturup ona gün boyu neler yaptığını anlatıyordu. Sabretmenin ne kadar zor olduğunu ilk kez o zaman anladı.

Nihayet bir sabah, toprağın arasından minicik yeşil bir filiz göründü. Zeyneb sevinçten zıplamaya ve ellerini çırpmaya başladı. Küçük yapraklar güneşe doğru merhaba der gibi bakıyordu. Saçları sabah rüzgarında neşeyle dalgalanıyordu. Şimdi bu minik dostuna daha da iyi bakması gerekiyordu.

Günler geçtikçe güneş iyice ısıtmaya başladı. Zeyneb, ağır su kovalarını taşırken kollarının yorulduğunu hissediyordu. Ama pes etmedi, her gün bitkisinin susuz kalmadığından emin oldu. Etrafındaki zararlı otları tek tek temizledi. Artık sadece bir çocuk değil, gerçek bir bahçıvandı.

Bir akşamüstü gökyüzü aniden kapkara kesildi. Uzaklardan gelen gök gürültüsü köyün sessizliğini bozdu. Zeyneb pencereden dışarı bakarken kalbi hızla çarpmaya başladı. Şiddetli bir yağmur büyük damlalarla yağmaya başladı. Küçük ayçiçeğinin bu sert yağmura dayanamayacağından çok korkuyordu.

Zeyneb hemen sarı yağmurluğunu giyip dışarı fırladı. Elindeki küçük şemsiyeyi ayçiçeğinin üzerine tutarak onu korumaya çalıştı. Rüzgar saçlarını her yöne savururken o hiç kıpırdamadan bekledi. Yağmur yavaşlayana kadar bitkisinin başında nöbet tuttu. Çok yorulmuştu ama bitkisi için her şeye değerdi.

Ertesi sabah güneş yeniden tüm parlaklığıyla doğdu. Ayçiçeği, dünkü fırtınadan sonra eskisinden de güçlü görünüyordu. Gövdesi kalınlaşmış ve yaprakları iyice büyümüştü. Zeyneb, zorlukların insanları ve bitkileri güçlendirdiğini anladı. Gülümsedi ve bitkisinin üzerindeki su damlalarının parlamasını izledi. Başarmıştı.

Bitkinin en tepesinde kocaman bir tomurcuk belirdi. Zeyneb, tomurcuğun yavaş yavaş açılmasını her gün izledi. Sonunda parlak sarı taç yapraklar tek tek ortaya çıktı. Bahçe sanki bir güneş parçasına ev sahipliği yapıyordu. Yağmurdan sonraki o taze toprak kokusu her yeri sarmıştı.

Ayçiçeği artık Zeyneb’in boyunu bile geçmişti. Kocaman sarı yüzüyle her zaman güneşi takip ediyordu. Komşular geçerken durup bu görkemli çiçeğe hayranlıkla bakıyorlardı. Zeyneb onlara çiçeğine nasıl baktığını gururla anlatıyordu. Sabrın ve emeğin sonunda ne kadar güzel sonuçlar verdiğini öğrenmişti.

Sonbahar geldiğinde Zeyneb çiçeğinden yeni tohumlar topladı. Onları küçük kağıt keselere koyarak arkadaşlarına hediye etti. Artık köydeki her bahçede bir ayçiçeği yükselecekti. Zeyneb, paylaşmanın mutluluğuyla yeni baharı beklemeye başladı. O artık bahçesinin ve hayallerinin en tatlı koruyucusuydu.

azim bahçecilik doğa sevgisi sabır sorumluluk
0 0 6-8

Hikayeyi beğendiniz mi?

Çocuğunuz için saniyeler içinde kişiselleştirilmiş başka bir hikaye oluşturun.

Uygulamayı İndirin Google Play
Hakkında