Kâbe'de Hacılar ve Celal
Celal, ailesiyle birlikte Mekke'ye giderek hayatının en özel yolculuğuna çıkar. Kâbe'nin çevresinde dünyanın her yerinden gelen insanlarla birlikte dua ederken kardeşlik duygusunu öğrenir. Bu manevi yolculuk, Celal'in kalbinde unutulmaz bir huzur bırakır.
Celal o sabah her zamankinden çok daha erken ve heyecanla uyandı. Aynanın karşısına geçip saçlarını taradı ve kendine gülümsedi. Bugün hayatının en büyük yolculuğuna, yani Mekke'ye gitmek için yola çıkıyorlardı. Kendi küçük valizini büyük bir özenle ve dikkatle hazırlamaya başladı. Anne ve babası onun bu tatlı heyecanını gördükçe çok mutlu oluyorlardı.
Uzun bir yolculuğun ardından uçaktan indiklerinde onları sıcak bir rüzgar karşıladı. Celal ve babası bembeyaz, dikişsiz ihram kıyafetlerini giyerek hazırlıklarını tamamladılar. Bu kıyafetlerle herkes birbirine benziyor, kimsenin kimseden bir farkı kalmıyordu. Şehir dünyanın her köşesinden gelen binlerce insanla dolup taşıyordu. Celal bu kadar çok farklı insanı bir arada gördüğü için çok şaşkındı.
Mescid-i Haram'ın devasa kapısından içeri adım attıklarında büyük bir sessizlik hissettiler. Celal babasının elini daha sıkı tuttu ve kalbinin hızlıca çarptığını duydu. Tam ortada, siyah örtüsüyle tüm görkemiyle Kâbe tam karşılarında duruyordu. Etrafındaki ışıklar her yeri pırıl pırıl ve bembeyaz aydınlatıyordu. Celal gözlerini bir an bile bu kutsal ve güzel yapıdan ayıramadı.
Artık Kâbe'nin çevresinde dönme, yani tavaf etme vakti gelmişti. Celal kalabalığın içinde babasıyla beraber yavaş ve dikkatli adımlarla yürümeye başladı. Yanındaki amca başka bir dilde dua ediyor, öte yandaki çocuk gülümsüyordu. Herkesin tek bir amacı vardı: sevgiyle, barışla ve birlik içinde dua etmek. Celal bu büyük ve güzel kalabalığın bir parçası olduğu için kendini çok güçlü hissetti.
Tavaf bittikten sonra serin ve taze zemzem suyundan büyük bir iştahla içtiler. Celal suyun tadını çok sevdi ve yorgunluğunun o anda geçtiğini fark etti. Sonra Safa ve Merve tepeleri arasındaki yolda annesiyle neşeyle sohbet etti. Gökyüzündeki parlayan yıldızlar sanki onların dualarına eşlik ediyordu. Herkes birbirine yardım ediyor ve yaşlı amcalara nezaketle yol veriyordu.
Eve dönme vakti geldiğinde Celal arkasına dönüp Kâbe'ye son bir kez sevgiyle baktı. Kalbinde daha önce hiç hissetmediği büyük bir huzur ve sevgi vardı. Farklı dilleri konuşsalar da dünyadaki tüm insanların kardeş olduğunu artık biliyordu. Ailesine kendisini bu güzel yolculuğa getirdikleri için yürekten teşekkür etti. Gelecek yıl tekrar gelmenin hayalini kurarak uçağa bindi ve huzurla uyudu.