Neşeli küçük bir çocuk olan Musab, güçlü ve arkadaş canlısı bir at olan Sahra ile arkadaş olur. Birlikte, yaşlı bir kadının ağır yükünü taşımasına yardım etmek için bir yolculuğa çıkarlar ve nezaket ile yardımın değerini öğrenirler.
Bir zamanlar, yemyeşil tepelerin yanındaki küçük bir köyde, Musab adında neşeli küçük bir çocuk yaşarmış. Güneşte parlayan sarı saçları ve merak dolu bir kalbi vardı.
Musab, evinin etrafındaki tarlalarda dolaşmayı çok severdi. Bir güneşli sabah, her zamankinden daha uzağa giderken, arkadaş canlısı kahverengi bir ata rastladı.
Sahra adındaki at, nazik ve güçlüydü. Musab ve Sahra kısa sürede arkadaş oldular ve günlerini birlikte oynayarak geçirdiler.
Bir öğleden sonra, köyün girişinde oynarken, yaşlı bir kadının çok ağır bir yük taşımakta zorlandığını gördüler.
Yaşlı kadının yüzü, yükünün ağırlığı altında ezilirken endişeyle buruşmuştu. Musab, bir üzüntü hissetti.
"Sahra, ona yardım etmeliyiz!" diye bağırdı Musab. Sahra, Musab'ın yardım etme isteğini sezerek onaylarcasına kişnedi.
Birlikte, Musab ve Sahra yaşlı kadına yaklaştılar. Musab kibarca sordu: "Yükünüzü taşımanıza yardım edebilir miyiz?"
Yaşlı kadın, onların nezaketine şaşırarak minnetle kabul etti. Sahra nazikçe eğildi ve Musab dikkatlice ağır sepeti onun sırtına kaldırdı.
Sahra yükü taşırken, yaşlı kadın çok daha rahat yürüdü. Musab yanında yürüdü, neşeyle sohbet ederek yol boyunca ona eşlik etti.
Yaşlı kadın gülümsedi, kalbi onların cömertliğiyle ısınmıştı. Onlara köyü ve köyün tarihini anlattı.
Sonunda, yaşlı kadının kulübesine ulaştılar. Onlara nezaketleri için teşekkür etti, gözleri minnetle parlıyordu.
Musab ve Sahra, kalpleri sevinçle dolu bir şekilde eve döndüler. O gün, küçük iyiliklerin bile büyük bir fark yaratabileceğini öğrendiler.
Story Summary
Bir zamanlar, yemyeşil tepelerin yanındaki küçük bir köyde, Musab adında neşeli küçük bir çocuk yaşarmış. Güneşte parlayan sarı saçları ve merak dolu bir kalbi vardı.
Musab, evinin etrafındaki tarlalarda dolaşmayı çok severdi. Bir güneşli sabah, her zamankinden daha uzağa giderken, arkadaş canlısı kahverengi bir ata rastladı.
Sahra adındaki at, nazik ve güçlüydü. Musab ve Sahra kısa sürede arkadaş oldular ve günlerini birlikte oynayarak geçirdiler.
Bir öğleden sonra, köyün girişinde oynarken, yaşlı bir kadının çok ağır bir yük taşımakta zorlandığını gördüler.
Yaşlı kadının yüzü, yükünün ağırlığı altında ezilirken endişeyle buruşmuştu. Musab, bir üzüntü hissetti.
"Sahra, ona yardım etmeliyiz!" diye bağırdı Musab. Sahra, Musab'ın yardım etme isteğini sezerek onaylarcasına kişnedi.
Birlikte, Musab ve Sahra yaşlı kadına yaklaştılar. Musab kibarca sordu: "Yükünüzü taşımanıza yardım edebilir miyiz?"
Yaşlı kadın, onların nezaketine şaşırarak minnetle kabul etti. Sahra nazikçe eğildi ve Musab dikkatlice ağır sepeti onun sırtına kaldırdı.
Sahra yükü taşırken, yaşlı kadın çok daha rahat yürüdü. Musab yanında yürüdü, neşeyle sohbet ederek yol boyunca ona eşlik etti.
Yaşlı kadın gülümsedi, kalbi onların cömertliğiyle ısınmıştı. Onlara köyü ve köyün tarihini anlattı.
Sonunda, yaşlı kadının kulübesine ulaştılar. Onlara nezaketleri için teşekkür etti, gözleri minnetle parlıyordu.
Musab ve Sahra, kalpleri sevinçle dolu bir şekilde eve döndüler. O gün, küçük iyiliklerin bile büyük bir fark yaratabileceğini öğrendiler.












