Üç yaşındaki İbrahim, neşeli ve yardımsever bir çocuk, sevimli yeşil bir kuşla birlikte Kâbe'ye doğru sıcacık bir yolculuğa çıkıyor. Yolda İbrahim, inancı, arkadaşlığı ve başkalarına yardım etmenin önemini öğreniyor. Yolculukları, Kâbe'de yaptıkları güzel bir ibadetle sona eriyor!
Evvel zaman içinde, huzurlu bir ülkede, İbrahim adında neşeli bir çocuk yaşarmış. İbrahim 3 yaşındaymış, kahverengi dalgalı saçları varmış ve hep beyaz kıyafetler giyermiş. Enerjik, sakin ve her zaman başkalarına yardım etmeye hazır olmasıyla tanınırmış. Bir güneşli sabah, İbrahim kalbinde özel bir hisle uyanmış.
İbrahim bahçesinde oynarken, yeşil, sevimli ve mutlu bir kuşla karşılaşmış. Kuş neşeyle cıvıldamış, İbrahim de kıkırdamış. Sıcak güneşin altında hikayeler anlatıp gülüşerek hemen arkadaş olmuşlar. İbrahim, kuşun adının Reyhan olduğunu öğrenmiş.
Bir gün İbrahim, uzakta kutsal bir yer olan Kâbe'yi ziyaret etmek için içinde güçlü bir istek hissetmiş. Dileğini Reyhan'la paylaşmış, Reyhan da ona oraya gitmesine yardım etmeyi teklif etmiş. Güçlü bir kuş olan Reyhan, yolculuğun bir kısmında İbrahim'i sırtında taşımaya söz vermiş. İbrahim, Reyhan'ın bu nazik teklifine çok sevinmiş.
Ve böylece, ertesi sabah erkenden, İbrahim ve Reyhan yolculuklarına başlamışlar. İbrahim, Reyhan'ın sırtına tırmanmış ve sıkıca tutunmuş. Reyhan gökyüzüne doğru süzülmüş, uzaktaki Kâbe'ye doğru uçmuş. Uçarken rüzgar İbrahim'in saçlarını savurmuş, tarlaların ve nehirlerin üzerinden geçmişler.
Uçarlarken, ağır bir yük taşımakta zorlanan bir yolcu görmüşler. Her zaman yardımsever olan İbrahim, Reyhan'dan aşağı inmelerini istemiş. Birlikte, yolcunun yükünü yakındaki köye taşımasına yardım etmişler. Yolcu onlara minnettar bir gülümsemeyle teşekkür etmiş.
Yolcuya yardım ettikten sonra yolculuklarına devam etmişler. Ama çok geçmeden, etrafta hiç su olmayan geniş bir çöle rastlamışlar. İbrahim susamış ve yorulmuş. İbrahim'in durumunu fark eden Reyhan, su aramak için önden uçmuş.
Reyhan, küçük bir vaha görene kadar uzun süre uçmuş. Hemen İbrahim'e dönmüş ve onu vahaya götürmüş. İbrahim serin suyu içmiş ve tazelenmiş hissetmiş. Reyhan'a düşünceli ve özenli olduğu için teşekkür etmiş.
Sonunda, uzun günlerden sonra Kâbe'ye ulaşmışlar. İbrahim, onun güzelliğine ve görkemine hayran kalmış. Kalbinde derin bir huzur ve bağlılık hissetmiş. Reyhan, İbrahim'in omzuna dokunmuş ve bu özel anı arkadaşıyla paylaşmış.
İbrahim, Kâbe'de dua etmiş, yolculuğu ve Reyhan'la olan arkadaşlığı için şükranlarını dile getirmiş. Yolculuğun sadece Kâbe'ye ulaşmakla ilgili olmadığını, aynı zamanda başkalarına yardım etmek ve yol boyunca iyilik göstermekle ilgili olduğunu anlamış.
Kalpleri neşe ve huzurla dolu olarak, İbrahim ve Reyhan evlerine dönmüşler. Her zaman başkalarına yardım eden ve gittikleri her yere iyilik yayan en iyi arkadaşlar olmaya devam etmişler. İbrahim, gerçek bağlılığın kalpten ve şefkat eylemleriyle geldiğini öğrenmiş.
Story Summary
Evvel zaman içinde, huzurlu bir ülkede, İbrahim adında neşeli bir çocuk yaşarmış. İbrahim 3 yaşındaymış, kahverengi dalgalı saçları varmış ve hep beyaz kıyafetler giyermiş. Enerjik, sakin ve her zaman başkalarına yardım etmeye hazır olmasıyla tanınırmış. Bir güneşli sabah, İbrahim kalbinde özel bir hisle uyanmış.
İbrahim bahçesinde oynarken, yeşil, sevimli ve mutlu bir kuşla karşılaşmış. Kuş neşeyle cıvıldamış, İbrahim de kıkırdamış. Sıcak güneşin altında hikayeler anlatıp gülüşerek hemen arkadaş olmuşlar. İbrahim, kuşun adının Reyhan olduğunu öğrenmiş.
Bir gün İbrahim, uzakta kutsal bir yer olan Kâbe'yi ziyaret etmek için içinde güçlü bir istek hissetmiş. Dileğini Reyhan'la paylaşmış, Reyhan da ona oraya gitmesine yardım etmeyi teklif etmiş. Güçlü bir kuş olan Reyhan, yolculuğun bir kısmında İbrahim'i sırtında taşımaya söz vermiş. İbrahim, Reyhan'ın bu nazik teklifine çok sevinmiş.
Ve böylece, ertesi sabah erkenden, İbrahim ve Reyhan yolculuklarına başlamışlar. İbrahim, Reyhan'ın sırtına tırmanmış ve sıkıca tutunmuş. Reyhan gökyüzüne doğru süzülmüş, uzaktaki Kâbe'ye doğru uçmuş. Uçarken rüzgar İbrahim'in saçlarını savurmuş, tarlaların ve nehirlerin üzerinden geçmişler.
Uçarlarken, ağır bir yük taşımakta zorlanan bir yolcu görmüşler. Her zaman yardımsever olan İbrahim, Reyhan'dan aşağı inmelerini istemiş. Birlikte, yolcunun yükünü yakındaki köye taşımasına yardım etmişler. Yolcu onlara minnettar bir gülümsemeyle teşekkür etmiş.
Yolcuya yardım ettikten sonra yolculuklarına devam etmişler. Ama çok geçmeden, etrafta hiç su olmayan geniş bir çöle rastlamışlar. İbrahim susamış ve yorulmuş. İbrahim'in durumunu fark eden Reyhan, su aramak için önden uçmuş.
Reyhan, küçük bir vaha görene kadar uzun süre uçmuş. Hemen İbrahim'e dönmüş ve onu vahaya götürmüş. İbrahim serin suyu içmiş ve tazelenmiş hissetmiş. Reyhan'a düşünceli ve özenli olduğu için teşekkür etmiş.
Sonunda, uzun günlerden sonra Kâbe'ye ulaşmışlar. İbrahim, onun güzelliğine ve görkemine hayran kalmış. Kalbinde derin bir huzur ve bağlılık hissetmiş. Reyhan, İbrahim'in omzuna dokunmuş ve bu özel anı arkadaşıyla paylaşmış.
İbrahim, Kâbe'de dua etmiş, yolculuğu ve Reyhan'la olan arkadaşlığı için şükranlarını dile getirmiş. Yolculuğun sadece Kâbe'ye ulaşmakla ilgili olmadığını, aynı zamanda başkalarına yardım etmek ve yol boyunca iyilik göstermekle ilgili olduğunu anlamış.
Kalpleri neşe ve huzurla dolu olarak, İbrahim ve Reyhan evlerine dönmüşler. Her zaman başkalarına yardım eden ve gittikleri her yere iyilik yayan en iyi arkadaşlar olmaya devam etmişler. İbrahim, gerçek bağlılığın kalpten ve şefkat eylemleriyle geldiğini öğrenmiş.










